| |

Aktüerya Raporlarında Dikkat Edilecek Konular

1- Genel olarak
a) Haksız ve hukuka aykırı eylemlerde zarar, olay tarihinde doğar. Bu bir evrensel hukuk kuralıdır. (Fur semper in moro.) Bu nedenle hesap başlangıcı, her zaman ve her durumda “olay tarihi”dir.

b) Ancak, tazminat hesabı, olay tarihinden sonraki (genellikle yıllar sonraki) bir tarihte yapılmakta ise, “gerçek belli iken varsayımlara dayanılamaz” kuralınca, olay tarihi ile rapor tarihi arasında belli olan (bilinen) hesap unsurlarının hepsi dikkate alınmak zorundadır. Bu, genellikle tazminatın “parasal değerlendirmesinde” söz konusudur. Olay tarihinden rapor tarihine kadar, konu destek tazminatı ise, ölen kişi yaşasaydı elde edebileceği kazançlar üzerinden; konu beden gücü kaybı ise, yıllara göre elde etmekte olduğu veya çalışma yaşamı sona ermişse elde edebileceği kazançlar üzerinden tazminat hesaplanacaktır. Uygulamada olay tarihi ile rapor tarihi arasındaki kazançlara veya parasal ölçüte “işlemiş dönem zararı” denilmektedir.

c) Rapor tarihinden sonra, desteğin veya beden gücü kaybına uğrayan kişinin kalan yaşam süresine göre, geleceğe yönelik zarara “işleyecek dönem zararı” denilmektedir.
İşleyecek dönem zarar hesabı, ülkemizde uzun yıllar boyunca “sabit taksitli rant” formüllerine göre yapılmakta iken, gereksiz bir dayatma sonucu, “progressif rant” yöntemi adı altında, aslında kazançların hiç artmadığı, aynı rakamın eşit oranda artırılıp eksiltildiği, yöntem dahi denilemeyecek bir hesaplama biçimi benimsenmiş ve bugünlere kadar böyle gelinmiştir. Bunun tek yararı, herkesin kolayca anlayabileceği, yargıçların da bir uzmana gerek duymaksızın “denetleyebileceği” bir hesaplama biçimi olmasıdır. Şunu da ekleyelim ki, “progressif rant” yöntemiyle belirlenen tazminat tutarları, önceki karmaşık formülden pek farklı olmadığına göre, kurumlar arasında ortak bir yöntem belirleninceye kadar, bu böyle sürdürülmeli, bir değişiklik düşünülmemelidir.

d) İşlemiş dönem-işleyecek dönem” ayrımı dışında, “aktif dönem-pasif dönem” ayrımı da “parasal ölçü” yönünden büyük önem taşımaktadır.
Aktif dönem zararının hesabında “gerçek kazançlar” veya elde edilmesi olası “eşdeğer kazançlar” söz konusu iken, pasif dönem zararı, yalnızca bir “değer ölçüsü”dür. Çünkü, bu dönemde çalışıp kazanç elde etme söz konusu olmayıp, desteklik yönünden “yardım ve hizmet” ögesi, geçici veya sürekli bedensel zararlarda “güç kaybı” tazminatın temel ölçüleri olmaktadır. Yargıtay kararlarında denildiği gibi, “pasif dönem, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır.”

e) Ölen destek ile destekten yoksun kalanların ve bedensel zarara uğrayanların tazminat hesabına esas zarar süreleri, 818 sayılı ilk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe konulmasından bu yana geçen seksenyedi yılda ve Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (DİE ve şimdiki adıyla TÜİK) kuruluşundan bu yana geçen ellibir yılda, ülkemiz koşullarına uygun bir “yaşam tablosu” ortaya konulamadığı için, bugüne kadar PMF-1931 tablosu kullanılagelmiştir. Bu tablo, yukarda “yaşam tabloları” bölümünde açıklandığı gibi, ilgili Bakanlıklar ve kurumlar arasında uyum sağlanarak yürürlüğe konulduğu 1965 yılından bu yana yeni ve ortak bir düzenleme yapılamamış olmasından dolayı (yargıda) halen kullanılmaktadır.
Bu konuda, Sosyal Güvenlik Kurumu, rücu hakkını kısıtlayan yasaları aşabilmek için, kimselere danışmadan, kurumlar arasında anlaşma sağlama girişiminde bulunmadan ve yeni yasal düzenlemeleri beklemeden, doğruluğu son derece kuşkulu TRH-2010 adıyla bir tablo kullanmaya başlamış; Hazine Müsteşarlığı da aynı biçimde başına buyruk bir genelgeyle sigorta şirketlerinin CSO-1980 Amerikan tablosunu kullanmalarının yolunu açmış bulunmakla, daha önce söylediğimiz gibi, (hiçbir ülkede benzeri görülmedik) kurumlar arası bir karmaşa (kaos) yaratılmıştır. Yargıtay, bu iki kurumun uygulamalarını benimsemeyerek haklı ve yerinde bir tutum sürdürmektedir. O halde, kurumlar arası ortak ve yasal bir düzenleme yapılıncaya kadar yargıda PMF-1931 tabloları geçerli olacaktır.

Similar Posts

  • Konut Satış İstatistikleri, Nisan 2023 Türkiye genelinde Nisan ayında 85 bin 652 konut satıldı

    Konut Satış İstatistikleri, Nisan 2023 Türkiye genelinde Nisan ayında 85 bin 652 konut satıldı Türkiye genelinde konut satışları Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %35,6 azalarak 85 bin 652 oldu. Konut satışlarında İstanbul 13 bin 944 konut satışı ve %16,3 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 10 bin konut…

  • Sığınak kiraya verilebilir mi?

      Sığınak kiraya verilebilir mi? Yargıtay kararlarına (örneğin 18. Hukuk Dairesi E: 2006/7513, K: 2006/10438) göre, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulamasında, özel ortak amaçlara tahsis edilmiş ortak yerlerin bu özel amaca tahsisi kaldırılmadığı müddetçe herhangi bir gelir getirmesi ve tüm kat maliklerinin oybirliğiyle karar alması halinde dahi kiraya verilmesi mümkün olmadığına karar verilmektedir. Sorunlarınızın çözümünde, çözüm…

  • HANGİ KONULARDA UZMAN RAPORU/ UZMAN GÖRÜŞÜ ALABİLİRİM?

      HANGİ KONULARDA UZMAN RAPORU/ UZMAN GÖRÜŞÜ ALABİLİRİM? Mal paylaşımı (Boşanma, miras, şirket ortaklığı, ivaz ilaveli paylaşım vb.) Kıymet takdirine itiraz Tapu iptal ve tescil El atmanın önlenmesi Haksız işgal ve ecrimisil Değer kaybı (İmar uygulaması, hatalı imalat vb.) Muhdesatın aidiyeti Şufa (ön alım) Kat mülkiyetinden kaynaklanan değerleme Kira bedeli güncelleme ve yeniden belirleme Gayrimenkul…

  • Konut Ekspertizini kim yapar?

      Konut Ekspertizini kim yapar? Konut Ekspertizi,belirli eğitimleri ve sertifikaları olan Spk  Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Uzmananları  tarafından yapılır. Emlakçıların bu anlamda bir yetkisi  mevcut değildir. Hasan TanSPK Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Adli Bilirkişi Cep Telefonu : +90 505 310 36 40 Post Views: 60

  • Dükkan Kira Değer Tespit Raporu

      Dükkan Kira Değer Tespit Raporu Değerleme konusu gayrimenkul ticari bir mülk ise; ofis olması durumunda diğer incelemelerin yanı sıra bölgenin ofis kullanım yoğunluğu, bulunduğu kata göre tabela avantajı, konumlu olduğu ana taşınmazda ve arterdeki ofis kullanım yoğunluğu, yoğun ofis kullanımına ihtiyaç olan lokasyona uzaklığı (adliye sarayı, vergi dairesi, hastane, ticaret merkezi, şehir merkezi, vb.)…

  • Avukatlar , bilirkişi raporunu incelerken aşağıdaki hususlara dikkat etmelidir ?

    Bilirkişi Raporunun İncelenmesi Bilirkişi raporu, bir konuda özel bilgi veya beceriye sahip bir kişinin, belirli bir soru veya sorunun cevabına ilişkin yazılı bir görüşüdür. Bilirkişi raporları, hukuk, tıp, mühendislik, muhasebe ve diğer birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilirkişi raporu, bir davada önemli bir delildir. Bilirkişi raporu, mahkemenin kararını etkileyebilir. Bu nedenle, bilirkişi raporunun dikkatlice incelenmesi…